O zaman ayakkabınızı da fırlatın...
Türkiye'de maalesef farklılıklardan bir kutuplaşma icat edildi. Bu kutuplaşma, laiklik militanlarına öylesine at gözlükleri, peşin yargılar ve şablonlar verdi ki, bir barış zemini için ağzınızla kuş tutsanız bile nafile. Hâlbuki tehlike, devlet içinden beslenen çetelerle, onların faili meçhul ettikleri cinayetlerle, provokasyonlarla, kamuoyunun etki altına alınmasıdır. Belli grupların gazete ve televizyon yayınları da makul çoğunluğun kafasını karıştırmakta, kutuplaşmayı daha geniş çevrelere taşımaktadır. AK Parti'nin kapatılmasını isteyen laik militan grupların, son çıkışı nedir biliyor musunuz? AK Parti ile MHP yöneticileri, parti kapatmayı zorlaştıracak bir ortak çalışma yapacaklar ya, şimdi dert, bunun önünün nasıl kesileceği. Ve buldukları müthiş dayanak, en az 367 garabeti kadar hukuk dışı bir saçmalık: Anayasa Mahkemesi'nde görülecek bir konuda, yani dava sürerken parti kapatmanın kıstaslarını değiştirecek bir anayasa değişikliği yapılamazmış. Gerekçeleri de Anayasa'nın 138. maddesi. Hâlbuki o maddede denilen şudur: "Görülmekte olan bir dava hakkında Yasama Meclisinde yargı yetkisinin kullanılması ile ilgili soru sorulamaz, görüşme yapılamaz veya herhangi bir beyanda bulunulamaz." Bu madde Meclis'in yasama yetkilerini engelliyor mu? Ne alakası var? Zaten öyle olsaydı Meclis hiçbir zaman kanun yapamazdı. Denilen, mahkemenin yönlendirilemeyeceği, dava içeriği ile ilgili soru önergesi verilemeyeceği, genel görüşme yapılamayacağı, Meclis soruşturması açılamayacağıdır. Anayasa'da parti kapatma ile ilgili maddeler değiştirilirse, bu bir hukuk cinayeti olurmuş. Allah aşkına siz hiç böyle bir şey duydunuz mu? Bugüne kadar yapılmış bütün yasa ve anayasa değişiklikleri esnasında, AB'ye uyum yasaları sırasında, o değişikliklerle ilgili yüzlerce, binlerce dava görülüyor değil miydi? Yeni yasalarla bu davaların pek çoğu düşmüş olmuyor muydu? 2004 yılında yeni bir Türk Ceza Yasası kabul edildi. On binlerce dava düştü. Siz o zaman Türkiye'de değil miydiniz? Açık söyleyelim. Siz bunu hep yapıyorsunuz. 367 meselesinde de yaptınız. Hukuk falan dinlediğiniz yok. Sizin yaptığınız neye benziyor biliyor musunuz? Hani kavgada acizlikten eline ne geçirirse karşı tarafa atanlar var ya.. hani ayakkabısını çıkarır atar, elindeki cep telefonunu fırlatır, kolundan saati çıkarır atar, siz onlara benziyorsunuz... Sonra mevcut Anayasa maddeleri, antidemokratik ise -ki bu 12 Eylül ürünü Anayasa'nın zaten ruhu antidemokratik- o maddelerin değiştirilmesi neden bir rejim tehlikesi oluşturacak? Yani böyle antidemokratik hüviyeti ile sonsuza kadar devam mı etsin bu Anayasa? Ha, daha önce düşünülmeli, savsaklanmamalıydı. Ona itirazım olmaz. Ama şu da var, biz zaten demokratikleşmeyi hep kafamıza taş düşünce, yamaçtan tomruk yuvarlanınca, yumurta kapıya gelince, ya da dışarıdan bir baskı olunca yapmıyor muyuz? Bugün olan da bu... Ancak, bütün şu yaşadıklarımız bize temel problemi unutturmasın. Türkiye'nin temel sıkıntısı şudur: Farklılıklar, fikir ayrılıkları, siyasî ayrılıklar Batı ülkelerinde de var. Neden onlarda bir kutuplaşma olmuyor? Bu kutuplaşma çatışmaya dönüşmüyor da, biz, öteki gördüklerimizi "vampirler, kan içiciler", düşmanlar olarak görüyor ve saldırıyoruz? İster üniversitelerdeki başörtüsü yasağı olsun, ister AK Parti'nin kapatılması talebi olsun, laiklik üzerinden sürdürülen savaş daha ne kadar devam edecek? Bu çetelerle, provokasyonlarla, bürokraside ve medyadaki cemaatçilik anlayışı ile sahi giderek derinleştirdiğiniz kutuplaşmayı nasıl önlemeyi, bitirmeyi düşünüyorsunuz? Savaşta bile yaralıların, ölenlerin alınması için ateşkes yapılıyor. Bir ateşkes olsa.. birbirimizi dinlemeyi, anlamayı denesek. Konuşsak, birbirimize hoşgörü göstersek. İnsanlık öldü mü?hüseyin gülerce ZAMAN
Yorum Yaz .. link
<%TrackbackTitle%>
<%TrackbackTime%>, <%TrackbackDate%> .. <%TrackbackBlogName%><%TrackbackExcerpt%>.. Sil
<- Önceki Sayfa : : Sonraki Sayfa ->

