Bilgisayarların korkulu rüyası virüsler, cep telefonlarının da başının belası olmaya başladı. Özellikle bir işletim sistemi kullandığı için bilgisayar gibi çalışan cep telefonları risk altında. Antivirüs şirketleri bunlara yönelik yazılan virüs oranında son zamanlarda hatırı sayılır oranda artış gördüklerini söylüyor.

Cebi tehdit eden virüslerin büyük bir çoğunluğu da cihazların kablosuz iletişim yapmalarına imkan veren Bluetooth kapısından giriyor. İnternet güvenlik şirketi Symantec’in bir araştırmasına göre, avuç içi bilgisayarlarda gizlenen şahsi ve finansal bilgileri elde etmeye yönelik hazırlanan mobil virüslerin sayısı her altı ayda bir ikiye katlanıyor.

Yankee Group tarafından yapılan araştırma sonuçlarına göre ise akıllı cep telefonlarını kullanan şirket mensuplarının sayısı 2010 yılına kadar 269 milyonu bulacak. Sayının artışına paralel olarak virüsler de daha sık görülecek. PDA olarak da adlandırılan cep telefonları, personelin kurum dışında çalışırken bilgilere rahat ulaşmasını sağlaması için şirketler tarafından da yoğun olarak kullanılıyor. Hatta ABD’de yapılan bir araştırma, PDA’ların 3’te birinin şirketlerde olduğunu ortaya çıkartıyor.

Virüsler çoğunlukla kullanıcılar arasında veri ve program alışverişi yapılırken yayılıyor. Virüslerin büyük bir çoğunluğu, kapsama alanı içindeki Bluetooth’u açık olan telefonlara bulaşmayı deniyor. Bunun için uzmanlar ihtiyaç olmadığı zaman Bluetooth özelliğinin kapalı tutulmasını tavsiye ediyor. Bu yolla bulaşan virüsler, sisteme zarar verebiliyor, masaüstündeki ikonları değiştirebiliyor. En zararsız olanı bile sürekli etrafta ‘iletişime açık cihaz var mı?’ diye ararken telefonun pilini bitiriyor.

Bilgisayarlarda olduğu gibi artık akıllı cep telefonlarında da güvenlik ve koruma ihtiyacını karşılamak üzere, güvenlik duvarı, antivirüs, anti-SMS spam, parola koruması ve veri şifreleme gibi teknolojiler kullanılıyor. Symantec, Lasco.A, Cabir, Skulls Trojanı gibi cep telefonu virüslerinden kurtulmak için Mobil Güvenlik Çözümü 5.0’ı kullanıma sunacağını duyurdu. Bazı markalar avuç içi bilgisayarları üzerinde antivirüs programıyla birlikte tüketiciye sunuluyor. Bunlardan biri de i-Mate marka akıllı cep telefonu. Cihazı satın aldığınızda, üzerinde internet güvenliği şirketlerinden CA’nın 30 günlük deneme sürümüyle birlikte geliyor.

Makasın bile hafızası olacak!

Salı, Nisan 1, 2007 · Kategori: TEKNOLOJI

             Sabah işe gidiyorsunuz. Arabanıza, seyir halinde iken yandan bir araç hafifçe dokundu. Hele büyük şehirlerde yaşıyorsanız çok sıkça yaşadığımız olaylardan biridir her an arabamızın orasının burasının çarpılıp yamulması.

Zararın ötesinde cebe de zarar bu olaylar yeni geliştirilen metaller sayesinde tarihe karışabilir. Otomobil, bisiklet, tren, uçak gibi birçok ulaşım aracı metallerden oluşuyor. Bunun dışında mutfağımızdan bahçemize kadar birçok alet edevat da metal barındırıyor. Bütün bunlar hasara uğradığında canımızı gerçekten çok sıkabiliyor. Eğer metaller bulundukları şekli “akıl”larında tutabilseler çok da güzel olurdu. Akılda tutmak derken, “Nereden çıktı şimdi bu?!” dediğinizi duyar gibiyim. Araba ile başladık araba ile devam edelim. Arabanın kaportasının yani dış kısmının bir şekli vardır. Metalden yapılmış olan otomobilin kabuğu bu şekli bozulduğunda (bir kazadan dolayı) eğer eski haline kendiliğinden dönebiliyorsa o metalin hafızası var diyebiliriz. Tabii metalin hafızasının durduk yere gelmesini beklemiyoruz. Bizden birazcık olsun bir yardım bekliyor. O da metali birazcık ısıtmak. Amerika Birleşik Devletleri’nde Illinois Üniversitesi’nden Taher Sair, şekli bozulan bir metalin eski haline biraz ısıtmayla geri gelebildiğini gösteren mühendislerden. Normalde bir ataçın şeklini bozarsanız ne yaparsanız yapın onu eski haline döndüremezsiniz. Şeklini bozduğunuzda yaptığınız hasar hep gözünüzünün önünde sizi rahatsız eder. Hatta ataçın işlevini de yerine getirmesi artık imkansız hale gelmiştir. Peki bir metalin fiziksel özelliklerini (sertliği, dayanıklılığı, vs.) ne belirliyor? Eğer metalin içine bir mikroskop ile bakarsanız gözle görülmeyecek küçük adacıklar görünür. Bu adacıklar, metal atomlarının bir araya gelmesiyle oluşturduğu şekillerden oluşur. Bu adacıklar bazen yuvarlak, bazen dörtgen, bazen de karmaşık şekillerde olabiliyor. Atomların bu şekilde bir araya gelip paketler, adacıklar oluşturması o metalin özelliklerinin ne olacağını belirliyor. Bu şekillere bakılarak bir metalin sert mi, yumuşak mı, dayanıklı mı, kırılgan mı olduğunu tahmin etmek mümkün olabiliyor. Bazı durumlarda ise bu şekiller ile oynanarak metalin özelliklerini değiştirebiliyoruz. Amerikalı mühendisler metallerde görülen bu adacıkların boyutları ile oynayarak şeklini hatırlayabilen metaller üretti. Taher Sair ve ekibi alüminyum ve altın üzerinde yaptıkları deneylerde metal üretimi sırasında sıcaklığı kontrollü olarak değiştirdiler. Böylece metal içindeki atom adacıklarının boyutunu insan saç telinin binde biri büyüklüğünde (100 nm) tuttular. Çalışmalar gösteriyordu ki bu metot her metale uygulanabilir. Önemli olan bu adacıkların büyüklüğünü 100 nm altında tutmayı başarmak. Peki bu bizim çarpan arabımız, ucu yamulan makasımız üzerinde nasıl bir etkiye sahip olacak? Cevap gayet basit. Arabınızın yamulan yeri tamirciye gitmeden eski şeklini alacak, makasınızın ucu eski düz haline geri dönecek.

:
:

« Önceki ::