Kutlu doğum haftası

2008-04-17 13:24:00

                                      Kutlu doğum haftası Kutlu Doğum Haftası’nda neler yapabiliriz? İnsanlığı içinde bulunduğu karanlık dünyadan kurtarmak, onlara kılavuzluk yaparak yollarını aydınlatmak üzere ışıklar saçan bir kandil olarak seçilmiş ve vazifelendirilmiş olan sevgili Peygamberimizin (sallallâhu aleyhi ve sellem) dünyaya teşriflerinin kutlanıldığı Kutlu Doğum Haftası’na ulaşmanın huzur ve mutluluğunu yaşıyoruz. Bugünleri nasıl değerlendirelim, neler yapalım diyorsanız size şu tavsiyelerde bulunabiliriz: * O’nun getirdiği mesaj bir huzur kaynağıdır. Bu huzur kaynağından istifade edebilmek için O’nu ve O’nun getirdiği n?anımak gerekir. Bu amaçla Allah Rasulü’nü (sas) tanıtan kitaplar okuyabiliriz. Okuduklarımızın kalıcı olması için de öğrendiğimiz bilgileri başta aile fertlerimiz olmak üzere çevremize anlatabiliriz. * Akşamları çocuklarımıza Efendimiz’in (sas) yaşadığı örnek hayattan kesitler anlatabiliriz. O’nun ashabıyla arasında geçen diyalogları hikaye tarzından anlatarak çocuklarımızın dikkatlerini Peygamberimizi anlama üzerinde yoğunlaştırabiliriz. * Nebiler Serveri’ni hayatını anlatan video kasetlerini veya film CD’lerini ev halkıyla beraber izleyebiliriz. Yine bunun gibi Efendimiz’in (sas) hayatından kesitler sunan veya O’nunla alakalı yazılan şiirlerin bulunduğu ses kasetlerini dinleyebiliriz. * Yaşadığımız yerde Allah Rasulü’nü (sas) hatırlatan ne varsa oraları ziyaret edip hayalen asr–ı saadete gidip tefekküre dalabiliriz. Ziyaretlerimizde yanımıza çocuklarımızı da alabiliriz. * Bir gül satın alarak yanında da Efendimiz’i (sas) anlatan bir kitapla beraber akraba veya dost ziyaretlerinde bulunabilir, onlarla beraber Efendimiz (sas) yörüngeli sohbetler yapabiliriz. * ... Devamı

Pratik bilgiler...

2007-06-04 17:24:00

Ekmeğin küflenmemesi içinEkmek fiyatları birçoğumuzun ev bütçesini zorluyor. Aldığımız ekmekleri bu açıdan israf etmeden değerlendirmeliyiz. Eğer ekmekleriniz ekmek kutusuna koyduğunuz halde küfleniyorsa tuza başvurmak çözüm olabilir. Ekmek kutusunun içine ufak bir kapta tuz koymak küflenmeye bir süre çare olabilir. *** Salataya doğranacak soğanSalataya doğrayacağınız soğanı bir süre buzlukta bekletmenizi tavsiye ederiz. Bu sayede hem doğrarken gözünüz yanmaz, hem soğan kolay dilimlenir hem de daha parlak görünüşlü olur. *** Sıktığınız limonları atmayınDeğersiz olarak gördüğünüz limon kabuklarını güneşli bir yere koyup kurutursanız iyi bir temizleme aracına sahip olursunuz. Bu kurumuş kabuklarla, özellikle isli ve yağlı mutfak eşyalarınızı ovarken şaşırtıcı sonuçlar alırsınız. *** Çamurlar yaşken fırçalanmazElbisedeki çamur lekesini hiçbir zaman yaşken fırçalamayın. Bekleyin kurusun sonra fırçalayın. İz bırakmadan çıkar. *** Ne pişireceğinizin haftalık listesini yapınBir hafta boyunca ne pişireceğinize karar verin, plan yapın. Pazara ve markete giderken de bu planlarınızı yapmış olarak gidin. Böylece alışveriş yaparken, abur cubur satın almaktan kurtulabilirsiniz. Markete giderken asla karnınız aç olmasın. Aç karnına abur cubur alma ihtimaliniz yüksektir. *** Mum lekesini çıkaramadınız mı?Leke üstüne kurutma kağıdı koyup kızgın ütü ile ütüleyin. Eriyen mum, yağ lekesi yapmadan, kurutma kağıdına geçecektir. *** Geç saatlerde yemek yemeyinYatmadan önce yapılacak bir yürüyüş sindirime yardımcı olur. Geceleri uyumakta güçlük çekiyorsanız, bir bardak ılık süt için. *** Zeytinyağı lekesi için size bir öneriSakın sıcak su veya kolonya kullanmayın. Leke taze iken bir küçük parça ekmek içini yuvarlayıp lekenin üstünde gezdirin. Çıkacaktır. *** Şişmanlık birçok hastalığa yol açabilirŞişmanlık, depo yağlarının, yağsız vücut kütlesine oranla normal kabul edilen değerlerinin üzerine çıkmasıdır. Şişmanlık bir hastalık olmakl... Devamı

KÂİNATIN DUASI

2007-05-24 21:02:00

Akşam; sırma saçlı bir ceviz ağacının yapraklarında gülümsüyordu. Köyde bir telaş, bir telaş... “Ramazanda da sular kesilir mi canım?” “hökümetin hiçbir işi doğru düzgün değil ki zaten” “hele şehre adam yollayıverin de belediyeye gitsinler” İki köylü belediyeye gider, ama kimse onları kaale bile almaz. Ne yapsınlar çaresiz geri dönerler. Ertesi gün grup hâlinde gidilir. Bu sefer de görevliler başlarından atmaya uğraşırlar. Başarılı da olurlar. Böylece aradan bir hafta geçer. Köyde millet susuzluktan kırılır. Kimse gelip de kaynak suyu çıkarılan yerdeki çatlak boruyu tamir etmez ve su akar akar akar...en sonunda köylü dayanamaz, bütün köy halkı toplanarak belediyenin kapısına dayanır. Bu kadar insanı başından atamayacağını anlayan görevliler çaresiz köylülere yardım ederler. Artık köylüler “hâcet-i amme” olan sularına kavuşmuşlardır. Nede olsa koca köy halkının isteğini geri çevirecek değildir zaten bu o başkanın makamına yakışmaz. Hele bir de aralarında yakın akrabaları falan varsa...” diye devam edip gider işte hikaye. İsimler, cisimler ve resimler o kadar da önemli değillerdi. Geçer akçe; ismin ardındaki karakter, cismin içindeki ruh, resimde saklı mânâdaydı. Ceset her sene değişse de insan aynı insandı. Şablonlar kendileriyle değil, uygun düştükleri kalıplarla bir değer ifade ederlerdi. Hikayeler de sadece elbiseden ibaretti, mânâlarındaydı asıl güzellikleri. Bunun içindi bütün benzetmeler, Onu ve Habibini anlamak, en azından anlamaya çalışmak için açılan kapı aralıklarıydı. Bu bakış açısıyla; O Zât(asm) da öyle bir sâlât-ı kübrâda dua ediyor ve kainatın şefkatli padişahına öyle bir “hâcet-i amme” için dua ediyordu ki, küçücük ipek böceğinden azametli gezegenlere kadar, mikroskobik bir hayvandan semâvâttaki meleklere kadar, belki bütün yaratılmışlar, Onun niyâzına “Evet Yâ Rabbenâ, ver biz dahi istiyoruz”deyip duasına iştirak ediyorlardı. ... Devamı