SONBAHAR

2007-03-26 20:36:00

          Bir hazan mevsimi,sonbaharın capcanlı ,Güneşin ruhumu ısıtışını hissettiğim,neşeli olmaya çalıştığım,seni görme umuduyla ruhumun heyecana kapılmasını önleyemediğim bir gün…..            Ah sonbahar ahhh.. insanı hüzünlendiren hazan mevsimi.Bitmek bilmeyen uzun geceler ve bulutların arasında kaybolup giden yıldızlar,aklımda yaşamaya çalıştığım aşkımın taze kalmış anları.yaşanmamış yaz günlerinin özlemi,bir yaz ayında birdenbire tutulduğum aşkım.Tarif etmekte her seferinde zorlandığım YÜREĞİMDEKİ SIZIM Göremediğim her saat her dakikada yaşamayı istemediğim umutsuzluğum. Yüzünü gördüğüm anda kalbimdeki heyecanım,telefon açtığım anlarda beni coşturan sesi,içimdeki yaşama dair hevesim,güldüğü anlarda yüzünde güller açan neşesi,derinden gelen ama her sözünde içime işleyen hafiften bir müzik sesi……SONBAHAR.             Anılar ve özlemler hep yarım kalmışlık duygusu veriyor bugün bana.ne bileyim en çokta sonbaharda yaşarım bu duyguyu,biliyor musun ? Sanki geçmişi düşünme yada kendimle hesaplaşma zamanı.yada mevsimi.ne sayarsan say,sana delice tutulmuş olmamda değiştirmiyor bu gerçeği….             Sonbaharın ne yaparsam yapayım üzerimden atamadığım her şeyden bir sebep bulup ta beni hüzünlendirmesi,duygusunu atamıyorum üzerimden.hiç istemediğim halde bir parkta yada yol kenarında bir ağacın dallarından…mevsimin bitmekte olduğunun,son demlerinin yaşanmakta olduğunu gösterircesine düşen sarı sarı yapraklar..havayı birdenbire bulutların kaplamasının ardından ince ince ruhumu ıslatırcasına yağan yağmuru.rüzgarın en ufak esintisinde bile içimde başa çıkılmaz fırtınalarla boğuştuğum anlarda içimdeki hislerimi ürpertmesi yağan her yağmurdan sonra sakinleşip sessizliğe bürünen o ıssız sokaklar.gökyüzünde gri bulutlar hüzünleri... Devamı

EY YAR

2007-04-19 12:02:00

Daha kaç geceler böyle sessiz, böyle sensiz yaşayacağım?..Bilmiyor musun ki ey yar, beni ne çok mahvediyor uzaklığın, ne çok bölüyor kalbimi kalbin... Bir gece daha başlıyor... Önümde upuzun yaşayacağım bir gecem, bir karanlığım daha var.Saatlere, saniyelere gireceğin; damarımdaki kanıma kadar işleyeceğin bir gecem daha başlıyor... Bir gecem, bir sevdam daha başlıyor ama yazık ki gözyaşlarıma giren olmayacaksın yinede.       Beni artık acılarımla baş başa bıraktı ağlamalarım. Göz yaşlarım bile beni ter ketti.Sen geldiğinden, sen olduğundan beri tüm her şey beni ter ketti. Ben de tükettim onları zaten.Evet artık geceleri uyuyamıyorum. Karanlıklar başlar başlamaz başlıyor kalbimin a?lamaları.Önceleri onları dinlemeye, onlara ses vermeye çalışıyordum. Fark etmiyormuşum gibi davranıyordum. Sırf o karanlık geceyle yüz yüze gelmemek için.       Biliyordum o yalnızlığı yaşamam gerekiyordu. Bir insan arıyordum yanımda, geceyi bana unutturacak.       Onun iyi, güzel ve çirkin olması da önem taşımıyordu. Yeter ki olsun yanımda.Olsun ki gece üzerime üzerime    gelmesin. Yanımda birini görüp vazgeçsin benden.Veya yanımda birileri olsun da unutayım istiyordum SENİ.       Biliyordum ki geceyle yüz yüze kaldığım zaman "Sevda" dışında bir şey olmayacaktım.Sonra, sonra bu dönem de kayboldu. Yalnızlığı arayan, yalnızlığa özlem duyan oldum.O karanlık gecelerin ıssızlığına gömülmekten kaçamaz oldum. Çünkü onlar da seni buluyordum. Çünkü bana gündüzlerin veremediğini veriyordu geceler SENİ...       Gündüzlerde yoktun, aydınlarda yanımda yürüyen değildin. Ama geceleri öylemiydi?... Geceleri yüreğimde yürüyordun ve ben adımlarında yaşayandım. Artık uyuyamıyorum. Hem de hiç mi hiç Ne kadar çabalasam da olmuyor. Bir garip ağırlıkla kah seni bekleyerek kah gelmeyeceğinden emin olarak geçiriyordum saatleri.       Seni yaşıyordum. Gecelerde yüz yüze kalıyorduk seninle.Gece vefalı, fedakar... Devamı

Keşkesi olmayacak

2007-03-31 05:46:00

Uzaklara giden yük katarları gibi , sabahlara ağır ağır yol alan bazı gecelerde; El değirmeninde yeni öğütülmüş, acı , karanlık ve sıcak taze kahve kokusuyla uyanabilmeyi hayal ederek dalıveririm ölümle eş uykulara. Gözlerimi kapatırken, gözlerimin içindeki keder canını acıtır göz bebeklerimin. Gecenin üzerime saten çarşaflar gibi serilişiyle başlar , yatağımdan uçurumlara kayışım. Nedensiz bir vakit hatıraların yüreğime değişiyle yanaklarımdan süzülen yaşlar gibi düşmemek için; Tutamadığım sırlar gibi tutunamam güvenmediğim ellere. Ve hep yüz üstü yatmaya alıştığımdandır ki , sırt üstü yatabilmek için asla dönmem geriye. Uykusuz, ıslıksız ve yalnız yürürken az görülmüş rüyaların kaldırımlarının birinde, Yalnızlığımın yanından yalnız bir kalabalık geçer. Etten , kemikten, hayalden haliyle üzerime bırakıverir boyunun yettiği bulutlardan koparttığı göğün uğultusunu. Uğultuyla beraber çocukluğumun ürkmüş uyanışlarından birine diri bir yağmur düşer. Doğduğum şehrin tanıdık ıslanışıyla yıkar odamın pencerelerini, Hayal ettiğim güne aymak için yıkadığım yüzüm gibi. Ve yüzümü yıkadığım su gibi geçen zamanın içinde küçük şeylerle mutlu olabilmenin en sıcak başlangıcıdır, el değirmeninde yeni öğütülmüş, acı, karanlık ve sıcak taze kahve kokusu. Ve küçük mutlulukların ateşiyle, uzaklardan gelen yük katarları gibi ağır ağır ısınır büyük mutluluklar. Ölüme eş uykulardan bu sebepten uyanıverir insan. Bu sebepten aynada kalabalıklaşan yüzüyle yüzleşiverir her sabah. Sokağa çıkıp bir diri yağmurda tepeden tırnağa yıkanır, ıslanmaktan hiç korkmadan. Aşık olur, ayakları yerden cam kesiğinden beter kesilircesine. Söyleye söyleye eskitir sevdiği şarkıları. Özleye özleye tüketir kavuşmaların tatlı telaşlarını. Gecenin karanlığında doğup, mevsiminde serpilen başaklar gibi , Beşikten mezara emek ve sabırla büyüyen al yanaklı bebekler gibi, Yavaş yavaş büyür, küçük mutlulukların sinesinde büyük mutluluklar. Bu sebepten insanoğlu gülümser, sabahın küçük gülcel... Devamı